15 Kasım 2009 Pazar

LORCA LOCA OKUMA 10

BÜYÜCÜNÜN DİZELERİNDE AŞK

Gecenin sesisizliğinden bir ses yükselir. Alacakaranlık çoktan bitmiştir.Delikanlı şimdi büyücünün evindedir.Dinler onun anlattıklarını,derdini yüreğinden çıkarıp atar büyücünün önüne ve hikaye başlar delikanlının sözleri ile...

DAMAT:
Bir çingenenin çıplak ayaklarına değerken bu gece dolunay,ben yine ona ulaşmak çabası içindeyim.
İçindekiyim,içimdekisin…
Bir büyük büyücünün evindeyim,gece karanlıklara kavuşmuş bile,ay gizli gizli tedirgin etmekte ayakta kalanları
ve ben düşlerimin içinde gördüğüm kadının avuçlarında akıyorum uzaklara…
Büyücü kadının dudaklarından dökülürken düşler,ben yine onun ruhunun derinlerindeyim.
Haykır o zaman daha yükseklere kadınım,can yakan kederlerle beni koyup giden yüreğinin ellerinde bana can ver,can ver ki seninle besleneyim,yeniden yenilere götürebileyim.
Bir büyünün içinde büyüyüp sana ulaşabileyim,götürün beni o zaman,söyleyin şimdi hiç duyulmamış büyülerin esrarını.
Kelimelere dökülürken dudaklarınızdan,izleyin sevdalı bir adamın mateme dolanmış yüzünü.

BÜYÜCÜ:
Yüzü matem tutmuş genç adam,
Gözlerinde ki aşk,tutku olmuş yüreğinde,
kaçırılan yüreğinin hesabını soran gözlerin,
Başlatacağım büyülerin en karanlığını ve sen yalvarırken Tanrı’ya,ben harmanlayacağım kederlerin en güzelini .
Öyleyse sarhoş edelim bu aşka şahitlerin zihinlerini ve aşk başlasın sıcak şarabın davetinde…
Davet başlasın öyleyse…

(Sıcak şarapların servise başlanması,camların önünde ki mumların oyuncular tarafından yakılması,tıpkı bir tören gibi gerçekleştirilir. Ağır,müziğe uygun ve sakin…Katılımcıların şaraplarını alması ile birlikte,kadehler havaya kalkar ve hoş geldiniz denir gelenlere.
Müzik devam eder sonra yavaş yavaş alçalır.)


BÜYÜCÜ:

Bir kadın varmış zamanın birinde,elleri misk kokan,avuçlarında aşk.
Efendim,hikaye bu ya,yaşı yokmuş bu kadının yaşamın içinde.
Bir delikanlıya bağlamış yüreğini,kederlerini kendine kader yapmış bir kadın…
Yüzünde büyük hüzün,dilinden hiç düşüremediği bir masal.
Ağıt olmuş kadının dilinde bu masal,destan olmuş, yol yol çingene kadının bileklerinde titreşen ziller olmuş,eski bir hal halın kırık köşesinde,aşk olmuş.
Ağıt olmuş bu çok uzaklardan gelen,koca bir aşk…


KADIN

Kapadım balkonumu
Duymak istemiyorum ağıtı
Ama yalnız ağıt var
Gri duvarlar ardında

Çok az melek var şarkı söyleyen
Çok az köpek var havlayan
Bin keman bir avuca sığıyor;
Ama ağıt koskoca bir köpek,
Ağıt koskoca bir melek,
Ağıt koskoca bir keman,
Gözyaşı ağzını tıkıyor rüzgarın ağzını ve duyulmaz oluyor ağıttan başka bir şey…

ADAM :
Ağıttan başka bir şey duymaz oldu kulaklarım,yüreğim kavuşamamanın acıları içinde,
Aşk acısı içinde bir ağıt oldu yüreğim bu sabah…

BÜYÜCÜ :
Bu sabah başka bir karanlık açılacak otağının üzerinde ve sen genç adam,kırk gün kırk gece fal açtıracaksın bu lanetli bedene. Bir kemanın tellerinde aşk bulacak falın gizemli sözleri ve sen bu törenle kavuşacaksın çingenene…

BÜYÜCÜ : Gecenin sonunda kadın demiş ki delikanlıya; sen tüm ümitleriyle bağlanmış genç delikanlı,gözlerinden çıkan ateş,öfkeye ve hırsa yer vermesin, yer vermesin zamanın içinde acıların seni ağlatmasına izin vermemelisin zalim zamanın seni avutmasına.
Bir kadının tırnaklarından akarken kara sevda,sen içlenmemelisin,sen kederlenmemelisin unutulmuşluğa ve sen delikanlı bu gecenin en geç vaktinde,çadırın içinde bakarken kaderine,bu yaşlı büyücünün sözlerini anımsayacaksın. Anımsayacaksın yeniden,yeniden kim olduğunu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder